Köşe Yazıları

Basın Özgürlüğü ve Sosyal Medya

2022 yılı RSF (Sınır Tanımayan Gazeteciler) Basın Özgürlüğü Endeksi açıklandı. Türkiye, ülkemiz, 180 ülke arasından 149. sırada yer aldı. Endeksin geçmiş yıl verilerine baktığımızda 2005 yılında ülkemizin 95. sırada olduğunu görüyoruz. Bir önceki yılda ise endekste 153. sırada yer almıştık.

Bu dört sıra yükselişin sebebi, ülkemizin iyiye gitmesi değil elbette. Durum, bizden iyi olan ülkelerin geriye gitmesinden kaynaklanıyor. Sözün özü, ülkemiz, basın özgürlüğü endeksinde sınıfta kalmış görünüyor.1

(Not olarak paylaşayım, endeksle ilgili detay bilgilere https://rsf.org/fr/classement adresinden erişim sağlayabilirsiniz. İncelemenizi öneririm site gayet anlaşılır ve güzel.)

Basın özgürlüğü noktasında bu halde olduğumuz için sosyal medyadan beslenme alışkanlığımız artıyor. Bu artış bazı riskleri ve fırsatları beraberinde getiriyor. Bu riskleri ve fırsatları da, “medya okuryazarlığı” konusunda cahil bir ülke olduğumuz için ne yazık ki doğru süzemiyoruz.

Medya Okuryazarlığı

Medya Okuryazarlığı, devletimizin de üzerinde durduğu bir konu. Hatta bu konu için devletimizin RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) aracılığıyla sunduğu resmi bir internet sitesi de var: https://www.medyaokuryazarligi.gov.tr/

Tanıma gelecek olursak; medya okuryazarlığı, çeşitli türden (görsel, işitsel, basılı, vb.) medya mesajlarına erişebilme, erişilen medyaları eleştirel bakış açısıyla çözümleyip değerlendirebilme ve kendi medya iletilerini üretebilme becerisi olarak ifade ediliyor.2

Tanımın unsurları üzerinden olayı değerlendirelim,

  1. Medya mesajlarına erişebilme noktasında sıkıntı yaşıyoruz. İnternetimiz, haberlerimiz erişim yasakları ile dolu.
  2. Erişilebilen medyaya eleştirel bakış açısıyla çözümleyip değerlendirebilme konusunda da iyi değiliz. Verilen haberi, sorgulamadan doğru kabul ediyor, yandaş ve yoldaş medya arasında sıkışıp kalıyoruz. Yetkili ağızlardan söylenen haberleri çoğumuz her zaman doğru kabul ediyoruz. Covid-19 konusunda devlet eliyle verilen haberlerin ne kadar doğru olduğunu hepimiz test ettik.
  3. Kendi medya iletilerini üretebilme becerisi açısından durumumuz oldukça ilginç. İşte bu ilginçlik bizi sosyal medya ile buluşturuyor. Ayrı, bir başlık açmak yerinde olacak.
Sosyal Medya: Ben, Yaptım Oldu

Medya okuryazarlığının bir noktası da kendi içeriğini üretebilme ile alakalı. Sosyal medya, gelişen internet teknolojisi, bu sitede benim yaptığım gibi kendi içeriğimizi üretebilme açısından önem arz ediyor. Sosyal medya, hukuk sistemimiz açısından, bazı uzmanlara göre bir basın organı olarak nitelendiriliyor.3

Sosyal medya da içerik üretebilme, üretimin başlangıç aşamasında, çok çetrefilli bir iş olmadığından içerik üreticiler çeşitli bilgileri doğru olsun veya olmasın üretebiliyorlar. Yayınlanan içeriklerde kaynak göstermeme, basın etiği kurallarına bağlı kalmama ön plana çıkabiliyor. Dolayısıyla sosyal medya platformlarında özgürce içerik üretebilme fırsatı, doğru olmayan içeriklerin karşımıza çıkması sorununu doğurabiliyor. Bu, yukarıda bahsettiğim riskler kategorisine giriyor.

Özetle, özgür olmayan bir basının yarattığı baskı ortamı, özgürce içerik üretme fırsatını sosyal medya platformlarına taşıyor ve bu özgürlük doğru olmayan haberleri de karşımıza çıkartma gibi bir sorunsalı beraberinde getiriyor.

Sonuç

Özgürlükleri baskılamak, yeni özgürlükçü ortamlar arayışını, bu arayışta çeşitli fırsatları ve riskleri yaratıyor. Sosyal medya sayesinde, özgür olmayan bir basından öğrenemediğimiz doğru bilgileri edinirken, sosyal medyadaki bazı etik dışı tavırlar neticesinde doğru olmayan haberlere de maruz kalabiliyoruz.

Demokrasilerde, pek tabii ki bizim gibi otoriter yapılar haricinde, yasama – yürütme – yargı erklerinin yanında basın da bir güç olarak anılır. Otoriter, tek adam rejimlerinde yürütme gücü, yürütebilme faaliyeti sınırlanmasın diye yasamayı, yargıyı ele geçirirken basını da başıboş bırakmaz. Basın özgürlüğünü de yok eder. Bunu, söz konusu endekste bulunduğumuz kötü durumdan anlıyoruz.

Tekrarlayalım, bu baskıcı yapı, özgürlük arayışını, bu özgürlük arayışı da çeşitli fırsat ve riskleri yaratır. Şimdi, soruyorum: Sorun basında mı, yoksa basını baskılayan da mı?

(Not: Sosyal medya sansürünü, sosyal medya içerik üreticilerinin de baskılandığını pek tabii ki biliyorum. Sosyal medyada içerik üretebilme özgürlüğünü ifade ederken içerik üreticilerinin sorunlarını, hukuksal zorbalıkları göz ardı ettiğim sanılmasın; ama bunlar başka bir yazının konusu)

Takdir Sizin, Atatürk Hepimizin.

Hatib Minber

Sitemde yayınlanan içeriklerden ilk siz haberdar olun. Ücretsiz olarak bildirim almak için e-posta adresinizi girin. Aboneliği tamamlamak için lütfen e-postanıza gönderdiğim, iletiyi onaylayın.

Print Friendly, PDF & Email

Kaynakça / Dipnotlar

  1. Konuyla ilgili habere https://t24.com.tr/haber/rsf-2022-dunya-basin-ozgurlugu-endeksi-kutuplasmada-yeni-cag,1031764 adresinden erişim sağlayabilirsiniz. Erişim tarihi: 03.05.2022
  2. https://www.medyaokuryazarligi.gov.tr/menu_goster.php?Guid=B7AA7732-1593-4B32-BDE5-D76E64C2A5FA&MenuId=2 Erişim Tarihi: 03.05.2022
  3. Bu konuda detaylı bir okuma için: https://journo.com.tr/hukuk-yeni-medya-sosyal#:~:text=Uzmanlara%20g%C3%B6re%20hukuk%20sistemimiz%2C%20sosyal,a%C3%A7%C4%B1dan%20ilgin%C3%A7%20uygulamalar%20ortaya%20%C3%A7%C4%B1k%C4%B1yor. adresine bakılabilir. Erişim Tarihi: 03.05.2022

Bu Yazıya Görüşlerinle Katkıda Bulun!..