Köşe Yazıları

CHP ve Değişim

Değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğunu söyleyen Heraklitos; her şeyin, her an değişebileceğine vurgu yapar. O zaman sonda söyleyeceğimizi de en başta söylersek CHP’de her an, her şey gibi değişmektedir, değişmelidir.

Değişim, denilen şeyin, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre tanımı da bir zamansallığı işaret eder. Tanıma göre değişim, bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü; değişme olarak ifade edilir.

Değişim kelimesinin yarattığı etki, yenilik olarak görünse de ve aslında öyle olsa da her yenilik olumlanamaz. Konumuz CHP olduğu için, CHP içerisindeki son dönemde yaşanan gelişmeleri de dikkate alarak değişim odaklı bir yazı yazmak siyasi gündemi yakalamakla eş değer olmuştur.

Hatırlayalım, mevcut CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal sonrası aldığı bu görevin sonrasında CHP’yi tanımlamak için Yeni CHP, kavramsallaştırmasını siyasi arenaya çıkartmış ve bir değişim vurgulamıştı. Y-CHP şeklinde anılmaya başlayan CHP, her an ve her şey gibi değişiyordu 1.

Yukarıda ifade ettim, her değişim bir yenilik iddiasındadır ve yenilik denilen şey aslında her zaman olumlanamaz. Bu Y-CHP değişimi de ilk etapta olumlu karşılansa da sonuçları CHP açısından olumlu olmamıştır. Son yaşanılan Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçim sonuçlarının CHP açısından hüsran denilebilecek bir tabloyu ortaya çıkarması da aslında her an ve her şey gibi değişen CHP’nin içinde değişim söylemlerini ön plana çıkarmıştır.

Zygmunt Bauman, Nesnesini ve İsmini Arayan Semptomlar adlı makalesinde sorunların kaynağına yönelik üretilen çarelerin vadelerinin dolduğunu bildiğimizi, ancak yerlerini ne ile dolduracağımıza dair bir fikrimizin olmadığını söylüyor2.

Değişime geri dönelim. Sonra kaldığımız yerden devam ederiz. Değişim, her an ve her şeyde oluyor. Siz bu yazıyı okurken bile değişiyorsunuz. Hücreleriniz ölürken, yerine yenileri geliyor en basiti; ancak gidenin yerine yenisinin gelmesi hücreleriniz kadar hızlı olamayabiliyor. Dolayısıyla bu noktada değişim bir köklü değişimden kopuyor.

Bauman’ın dediği gibi, sorunların kaynağını biliyoruz, ancak yerlerini ne ile doldurabileceğimiz dair fikirlerimiz yok. Türkiye, kötü yönetiliyor. Sorunun kaynağının mevcut iktidar olduğunu bilsek de yerine koyacağımız bir şeyin varlığına dair fikirlerimizin olmayışı mevcut iktidarın meşruluğunu beraberinde getiriyor. Bu genel durum, özele de yansımış görünüyor.

Özetin özetiyle mevcudu değiştirmek yerine mevcudun içindeki değişiklikleri, değişimi daha uygun görme eğilimi taşıyoruz.

Yukarıda bahsettiğim bu genel durumun, özele yansımalarının en somut örneğini şu an yazının konusu olan CHP içerisinde görüyoruz; ancak orada da sorunun kaynağı olarak görünen Kemal Kılıçdaroğlu yerine gelecek aday konusunda Bauman’ın dediği gibi fikirlerimiz kısıtlı kalıyor. Aday adayların, aday olma ya da olmama eğilimleri de genel fikirsizliği resmediyor.

Robert Misik, Cüret Etme Cesareti3 adlı makalesinde ideoloji partilerinden, canlı olan ne varsa ayrıldı, bu zamana kadar bilinen parti lideri tipi kayboldu ve yerine gitgide, siyaseti profesyonel meslek edinen yeni tipe bıraktı. Profesyonel siyasetçiler hep birlikte siyasetin alanını oluşturuyordu ve bu profesyonel siyasetçilerin referans sitemi de öbür profesyonel siyasetçilerdi derken ideoloji bağlamından kopan idealist siyasetçilerin yerini daha düz, sözde profesyonel siyasetçilerin aldığını belirtiyor.

Gerçekten de CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ten başlayıp bugün Kemal Kılıçdaroğlu’na kadar büyük değişimler yaşadı. Ancak idealist ve devrimci bir liderle başlayan bu süreç, Atatürk’ten sonra hep daha profesyonel siyasetçilere doğru bir değişimi de beraberinde getirdi.

Bauman, yukarıda bahsi geçen makalesinde geleceğe artık umutla değil tereddütle bakan bir çağda yaşadığımızı söylüyor. Gelecek endişelerimiz, gelecek ideallerimizin önüne geçmiş gibi görünüyor. Geleceğe umutla değil, umutsuzlukla bakıyoruz. Dolayısıyla da değişim artık daha sancılı süreçleri akla getirebiliyor.

CHP içerisindeki değişime de bu yönde bakmak gerekiyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun profesyonel bir siyasetçi olduğu belki daha doğru bir ifadeyle profesyonele yakın bir siyasetçi olduğu hepimizin malûmu. “Köklü” Değişim isteyen kadroların, Kemal Kılıçdaroğlu yerine getirmek istediği adayın yine profesyonel veya profesyonele yakın bir profil üzerinde yoğunlaşması sorunu ne kadar çözebilir, açıkçası ben pek emin değilim.

Cüret Etme Cesareti göstereceğimiz şey, geleceğe umutla bakabileceğimiz, soruna yönelik çözümcü fikirleri de içermediği müddetçe asıl köklü değişimi yapamayacağımızı net anlamamız gerekiyor.

Değişim olsun diye değişim isteyenlerin aklında tutması gereken şey, zaten her an ve her şeyin değiştiği gerçeği. CHP istesek de istemesek de değişiyor. Belki olumlu anlamda belki de olumsuz anlamda, ama değişiyor. CHP, köklü değişimi ise sadece ve sadece Kemalist Devrim ile, Altı Ok ile yapabilir.

Takdir sizin, Atatürk Hepimizin.

Hatib Minber

Sitemde yayınlanan içeriklerden ilk siz haberdar olun. Ücretsiz olarak bildirim almak için e-posta adresinizi girin. Aboneliği tamamlamak için lütfen e-postanıza gönderdiğim, iletiyi onaylayın.

Print Friendly, PDF & Email

Kaynakça / Dipnotlar

  1. Yeni CHP ile ilgili daha detay bilgi için https://tr.wikipedia.org/wiki/Y-CHP adresi ziyaret edilebilir
  2. Heinrich Geiselberger (Haz.), Büyük Gerileme – Zamanımızın Ruh Hali Üstüne Uluslararası Bir Tartışma, Metis Yayınları, 3. basım, Z. Bauman, Nesnesini ve İsmini Arayan Semptomlar, s. 31,
  3. Heinrich Geiselberger (Haz.), Büyük Gerileme – Zamanımızın Ruh Hali Üstüne Uluslararası Bir Tartışma, Metis Yayınları, 3. basım,R. Misik, Cret Etme Cesareti, s. 143.

Bu Yazıya Görüşlerinle Katkıda Bulun!..