Köşe Yazıları

Kurumların ve Kavramların Ajanlara Yenilişi

Göründüğümüz gibi olmayı da olduğumuz gibi görünmeyi de başaramadığımızı Mevlana’nın bize hatırlattığı günden bu yana çok daha iyi biliyoruz. Bu tarihten önce, daha kısa bir ifadeyle eskiden Mevlana’yı bu sözleriyle daha iyi örnek alır haldeydik.

Dış görünüş siyasi görüşü, söylemler ise politik yelpazeyi eskiden daha iyi ifade ediyordu. Bir siyasi görüş mensubunu bıyığından, parkasından ve hatta üslubundan çok rahatça belirleyebiliyorduk. Özetle insanlar, ya olduğu gibi görünmeyi ya da göründükleri gibi olmayı yeniye göre eskiden daha iyi yapıyorlardı.

Hepimiz gözlemlerimizle siyasi kategorisini belirlediğimiz kişilerin farklı siyasi kategorilere mensup olduğunu daha fazla görmeye başladık. Bu tahmin etmeyi güçleştiren aynılığın bir tezahüründen ibaret olduğu gibi yaşadığımız kavram karmaşalarının da bir sonucu gibi duruyor.

Bir siyasi oluşumun içinde yer alan kişilerin, o siyasi oluşumun özünden başka bir şeyi savunduklarına da fazlasıyla şahit olmaya başladık. Bu eğitimsizlikten kaynaklandığını düşündüğümüz şeyin bir diğer yoksunluğu da negatif aynılaşmak. Üzümün üzüme baka baka karardığı, niteliksiz bir yaşamın hücrelere bulaşması herkesi aynı yapıyor. Siyasi yapıların bu muhtemel sonucu, pozitif olduğunda ne âlâ; ancak negatif aynılaşma siyasi yapıyı da olduğundan farklı bir yere sürükleyebiliyor.

Özetle, mevcudu yansıtmayan bir yapının mevcut üyelerinin, mevcudu yerle bir edecek bilinç düzeyinde aynılaşması mevcudu sürdürüp mevcut üzerinde olumlu bir değişimi yapmak isteyenleri ötekileştiriyor. (Negatif) Aynılar diğer bir ifadeyle diğer (pozitif) aynıları ötekileştirip dışlayabiliyorlar.

Yukarıdaki cümlenin kısa tutulma iddiasıyla, epey iddialı şeyleri ıskalamasını engellemek için somutlaştırma yapmak durumundayım. Böylece anlatıları da bir temele oturtmayı planlıyorum. Somutlaştırma bir aşağıdaki paragrafta.

Mustafa Kemal Atatürk’ün görüşlerini savunan bir siyasi yapı düşünelim. Bu yapının içerisinde de göründüğü gibi olan ya da olduğu gibi görünen, mevcut yapıyı ileriye taşıma yönünde gruplaşmış bir (pozitif) aynıların olduğunu varsayalım. İddiamız zamanın değiştiği ve insanların artık göründüğü gibi olmak ya da olduğu gibi görünmekten uzaklaştığı yönündeydi. Dolayısıyla bu iddia da bu siyasi yapının içinde aslında bu siyasi yapının görüşlerine uygun olmayan kişilerin varlığına işaret eder. Bunlara aslında ajan da diyebiliriz. Bu ajanların yarattığı iklimin kendisine vücut bulması yeni bir (negatif) aynı grubu oluşturacak ve bu negatif aynılarda zaman içinde pozitif aynıları dışlayacaktır. Özcesi Kemalist sandığımız kişilerin kendilerini gizleyerek, olmadıkları ya da görünmedikleri gibi olarak Kemalist bir yapıya sızmaları mevcut Kemalistleri dışlama aksiyonunu yaratabilir.

Yaratılan bu aksiyon, olanı da olduğundan başka bir şeye er ya da geç dönüştürecektir. Bugün gündemin asıl sahibi Cumhuriyet Halk Partisi dahil her siyasi yapı bu yönde ajan baskınına uğruyor. Badem bıyıklı bir insanın Kemalist bir portre çizdiği; ağzından Atatürk’ü düşürmeyen birinin, Atatürk’ün siyasi çizgisine uğramadan yaşayabildiğini hepimiz gözlemliyoruz. Kavram karmaşasında yaşadığımız bu çağda, kavramlara sahip çıkamadığımız gibi kurumlara da sahip çıkamıyoruz.

TRT Genel Müdürü olan Mehmet Zahid Sobacı, bir Kamu Yönetimi akademisyeni olarak, tarafsızlık, şeffaflık anlattığı dersleri unutup TRT’de tarafsızlık ve şeffaflıktan uzak bir görüntü çiziyor. Kendisine sormak istiyorum, derslerinde olduğu gibi görünmek ya da derslerinde göründüğü gibi olmaktan kendisini alıkoyan nedir?

Hocamız TRT gibi bir kuruma da, derslerinde anlattığı tarafsızlık ve şeffaflık kavramlarına da sahip çıkamıyor maalesef ki. Neyin aynılığını yaşamış olabilir acaba?

Neyse, konuya gereksiz bir ayrıntı aldığımın farkına vararak öze dönersem; kendisini gizleyenlerin yarattığı iklim, kendisini öve öve ortaya çıkaranları dışlıyor. Bu dışlama sıkı sıkıya sarılan kavramları ve kurumları da zedeliyor.

Gündeme dönecek olursak, CHP’nin altı oku da, dolayısıyla kavramı da CHP gibi bir kurumla birlikte başka bir şeye dönüşüyor. Bir nihilizm yaratıyor. Karşıt görüşlere selam gönderen bir yapı Atatürk’ün partisi olamaz. Genel Başkanları da göründüğü gibi olmayan, ya da olduğu gibi görünmeyen adamlardan seçilemez. Seçiliyorsa da ajanlar galip gelmiş demektir, CHP özelinde yıllardır olduğu gibi.

Takdir Sizin, Atatürk Hepimizin.

Hatib Minber

Sitemde yayınlanan içeriklerden ilk siz haberdar olun. Ücretsiz olarak bildirim almak için e-posta adresinizi girin. Aboneliği tamamlamak için lütfen e-postanıza gönderdiğim, iletiyi onaylayın.

Print Friendly, PDF & Email

Bu Yazıya Görüşlerinle Katkıda Bulun!..