Köşe Yazıları

Meritokrasi, Nepotizm ve Türkiye

İnsanlarla politik bir sohbet ortamı yarattığınızda hemen hemen herkesin daha uygun bir yönetme biçimi önerdiğine şahit olursunuz. Bu önerilerin bir çoğu yönetimde liyakat eksikliğinin giderilmesine yöneliktir. Liyakat kelimesini, uygunluk, yeterlilik ve yetenek olarak hafızamızda tutmamızda fayda var.

O zaman size bir müjde vereyim. Liyakat sistemine dayalı bir yönetim biçimi var. Adına da Meritokrasi deniyor. Liyakat kelimesinin İngilizcedeki karşılığı olan “Merit” kelimesinden türetilmiş olan Meritokrasi, insanların yetenekleri ve bununla orantılı olarak da başarı elde etmelerini sağlayan bir sistematik olarak sunuluyor.1

Yazımın istediğini vermesi açısından Meritokrasi’nin düşmanı olarak sunulan bir kavramdan daha bahsetmek gerekiyor. O kavram “Nepotizm” olarak adlandırılıyor. Nepotizm en basit temelde akraba kayırma veya adam kayırma, öznel ve adil olmayan şekilde yapılan ayrımcılık olarak tanımlanıyor. Kısacası Meritokrasi ile Liyakatli insanları seçip adam kayırmamış oluyorsunuz. Nepotizm ile de adam kayırıp liyakatli insanları seçmiyorsunuz.

Özetle, bu iki kavramın savunucuları, yaptıkları savunmada ikisi arasındaki ters orantıdan bahsediyorlar.

Gelelim, 26-45 doğu meridyeni ile 36-42 kuzey paraleli olarak dünyadaki yeri tanımlanan Türkiye’mize. Türkiye, siyaset bilimi literatürü açısından o kadar anlaşılmaz bir ülke ki Meritokrasi ile Nepotizm arasındaki ters orantı burada bambaşka bir şekle bürünüyor.

Ülkeyi yönetme iddiasında olanların ve yönetenlerin büyük bir kısmı sanıldığının aksine bir çok konuda yetenekli, becerikli yani liyakat sahibi insanları yönetime seçiyorlar! Bu seçimi yaparken de maksimum bir kayırmacılık, ayrımcılık uyguluyorlar! Yani Meritokrasi ve Nepotizm aynı anda mükemmel bir uyumla özdeşleştiriliyor!

Ülkeyi yöneten çevrenin, yönetime iş yapacak çevreden beklentileri yalan, yolsuzluk, yüz kızarmama, rüşvet, hırsızlık, ahlak yoksunluğu gibi karaktersizlikler olunca bu konuya uygun, bu konularda becerikli, bu konularda yetenekli insanlar, kendi siyasi mecralarından yapılan muazzam bir ayrımcılıkla gerekli noktalara yerleştiriliyor.

İşte bu yerleştirme Meritokrasi ve Nepotizm kavramlarının aynı anda yönetimde egemen olması sonucunu doğuruyor. Beceriksizlik konusunda becerikli insanlar, nasıl olduğunu anlamlandıramayacağımız bir şekilde muazzam bir kayırmacılıkla her yere hâkim oluyorlar.

Ormanlar yanarken, sel şehri alıp denize vururken mikrofonun karşısına geçen (sözde) liyakatli insanları başka nasıl tanımlayabilirsiniz, bu saçmalığı başka nasıl yorumlayabilirsiniz ki?

Allah, hepimize akıl sağlığı ve Mustafa Kemal Atatürk gibi düşünmeyi nasip etsin.

Hatib Minber

Sitemde yayınlanan içeriklerden ilk siz haberdar olun. Ücretsiz olarak bildirim almak için e-posta adresinizi girin. Aboneliği tamamlamak için lütfen e-postanıza gönderdiğim, iletiyi onaylayın.

Print Friendly, PDF & Email

Kaynakça / Dipnotlar

  1. Tarık Yücel, Meritokrasiyi Kısıtlayan Kayırmacılığın Bir Türü Olarak Nepotizm: 1982 Anayasası’nın 10. Ve 70. Maddeleri Kapsamında Bir Değerlendirme, 2020, Sayfa 17. (Ulusal Tez Merkezi Aracılığıyla), ayrıca bakınız: Alvarado, L. A. (2010). Dispelling the Meritocracy Myth: Lessons for Higher Education and Student Affairs Educators. The Vermont Connection(31), s. 11-12.

Bu Yazıya Görüşlerinle Katkıda Bulun!..