Köşe Yazıları

Kutuplaşmamız Üzerine

Türkiye’de Kutuplaşmayı Azaltmak için Stratejiler ve Araçlar Projesi (TurkuazLab), Mart 2020 itibariyle çalışmalarını başlattı. İki yıl sürecek olan bu projenin amacı; Türkiye toplumunda kutuplaşma ve bunun verdiği zararlar hakkında farkındalık yaratmayı ve Türkiye’de insan hakları, sosyal uyum ve ötekine saygının hâkim olduğu yeni bir ekosisteme katkı sağlamak için sivil toplum, akademi, medya ve siyasi partileri kutuplaşmayı azaltacak stratejiler ve araçlar ile donatmak olarak ifade ediliyor.1

TurkuazLab Projesinin yaptığı araştırmalar neticesinde 17 Aralık 2020 tarihinde görücüye çıkan “Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları 2020” adlı çalışma ilginç veriler sunuyor. Söz konusu araştırma çalışması Kasım-Aralık 2020 tarihleri arasında, Türkiye 18+ yaş nüfusunu temsil eden 4006 kişiyle, 29 ilin kentsel ve kırsal bölgelerinde yüz yüze görüşmelerle gerçekleştirilmiş ve hata payı %2 olarak hesaplanmış.2

Söz konusu çalışmadan bazı ilginç verileri aşağıda özetlemeye çalışacağım. Bir partilinin gözünden kendinize en uzak gördüğünüz diğer partililer kim sorusuna aşağıdaki şekilde yanıt verilmiş:

Kendinize En Uzak Gördüğünüz Parti Taraftarları Hangisi?

Buna göre bir AKP taraftarı, %54 ile bir HDP taraftarını ve %33 oranla da bir CHP taraftarını kendisine uzak görüyor. Bir CHP’li ise %60 oranla bir AKP’liyi kendisine uzak görürken, MHP %74 ile İYİ Parti’de %50 oran ile bir HDP’liyi kendisine uzak görüyor. HDP ise %46 ile bir MHP’liyi kendisine daha uzak görüyor. Sadece bu verilere göre bir HDP’li diğer tüm parti destekleyicileri tarafından uzak görülüyor. Haliyle HDP’ye karşı bir kutuplaşma ön plana çıkarken bir HDP’liyi, %26 ile en kendisine en az uzak gören parti CHP olarak araştırmaya yansıyor.

Hal böyle olunca, yani HDP dışarıda bırakılınca, HDP ile yakın siyasi parti ithamı ön plana çıkıyor. AKP ve MHP bu kutuplaşmadan yararlanarak, CHP’yi HDP’yi desteklemekle itham ederek CHP’nin oy potansiyelini düşürme, kendi oy potansiyelini ise yükseltme gayretine giriyorlar. Bir CHP’linin de AKP’liyi HDP’liden uzak gören anlayışı buna yağ sürüyor.

Devam edelim.. Çalışmanın “Kimlikler ve Partiler” adlı bölümünden dikkatimi çeken bir görseli paylaşmak istiyorum. Aşağıdaki kimliklerden hangisini seçtikleri katılımcılara sorulmuş ve sadece tek bir cevap istenmiş. Örneğin kendisine Türkler diyen kişi kendisini Laikler sınıfına koyamamış. Yani kişi kendisini hem Atatürkçü, hem laik hem de Türkler kimliğinde hissetse bile sadece bir kimliği seçebilmiş. Aşağıda yer alan bu görsele göre Atatürkçüler, Laikler, Aleviler ve modern insanlar CHP ve İyi Parti yakınında konumlanırken; Türkler, Milliyetçiler, Ülkücüler ve muhafazakarlar AK Parti ve MHP etrafında yoğunlaşmışlar. HDP tarafında yoğunlaşan kimlik ise beklendiği gibi Kürtler olmuş.

Haliyle siyasi partilerde bu birincil kimliklere hitaben siyasi parti politikaları belirlemişler ve bu kapsayıcı olmayan yapı da kutuplaşmanın nedenlerinden biri olarak siyasi yaşantımıza girmiş.

Parti Tabanları ve Birincil Kimlikler

Devam edelim.. Benim bu çalışmada içimi en çok acıtan noktalardan birisi aşağıdaki çalışma sonucu oldu. Buna göre; iş başvurularında, hastanelerde, karakollarda, devlet dairelerinde, sokakta, üniversitelerde ve lüks mağazalarda en çok dışlanan partililer HDP’liler. HDP’lileri ise CHP’liler izliyor. MHP ve AKP ise söz konusu yerlerde en az dışlanan partililer olarak aşağıdaki tabloya yansımış durumda. Tablonun nesi canını acıttı diye soracak olursanız, siyasi parti politikası haline gelen kutuplaştırmanın sokağa bu denli yansıyor olması diye cevap verebilirim.

Grup Dışlaması ve Parti Tabanları

TurkuazLab Projesinin yaptığı araştırmalar neticesinde 17 Aralık 2020 tarihinde görücüye çıkan “Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları 2020” adlı çalışma pek tabii ki yukarıda paylaştığım görseller dışında daha fazla veriyi içeriyor; ama bir gerçek var ki ülkemizde bir kutuplaş(tır)ma var ve bu kutuplaş(tır)ma olağan şekle dönüşmüş vaziyette.

Parti Tabanları ve Birincil Kimlikler başlıklı görselde de görüleceği üzerine kimlik siyaseti kutuplaşmanın daha da önün açıyor. Örneğin Atatürkçüler, hassas sinir uçlarına dokunulduğu müddetçe CHP etrafında birleşiyor. Aynı durum Kürtler içinde geçerliliğini koruyor. Her ne kadar HDP’nin PKK ile yakınlığını bilseler de, uygulanan somut ve soyut Kürt Siyaseti, Kürtleri HDP’ye yaklaştırıyor. Yani bu kutuplaştırıcı zihniyet, Kürtleri HDP’den ayırmaktansa onları HDP’nin kucağına iterek orada bir yerlerde kutuplaştırıyor. Aynı durum Aleviler, Laikler, Muhafazakarlar ve benzerleri içinde yapılıyor. (Dikkat ederseniz kutuplaşma politikası inceleyen partileri ayırmıyorum. Bunu hepsi az veya çok yapıyor.)

Siyasi partilerin, ülke için olumlu politikalar üretemedikleri noktada, oy potansiyellerini en azından korumak için kutuplaştırıcı söylemler kullanmaları kitabi noktada anlaşılabilir bir durum olsa da bunun sokağa yansımalarını da yukarıdaki tablodan izledik. Araştırma bazı sorunsallar üzerinden de kutuplaştırmayı izlemesi açısından oldukça kıymetli.

Sonuç olarak; Biz’i Biz’e kırdıran bu yapıya ve kutuplaşmadan beslenenlere dur demek gerekiyor.

Bu vesileyle de iyi yıllar dilerim.

Hatib Minber

Sitemde yayınlanan içeriklerden ilk siz haberdar olun. Ücretsiz olarak bildirim almak için e-posta adresinizi girin. Aboneliği tamamlamak için lütfen e-postanıza gönderdiğim, iletiyi onaylayın.

Print Friendly, PDF & Email

Kaynakça / Dipnotlar

  1. https://www.turkuazlab.org/hakkinda/
  2. https://www.turkuazlab.org/wp-content/uploads/2020/12/Turkiyede-Kutuplasmanin-Boyutlari-2020-Arastirmasi.pdf

Bu Yazıya Görüşlerinle Katkıda Bulun!..