İyiler, Birleşin!
Hepimiz bir yolculuğun yolcularıyız. Montaigne’nin Ölüm Üzerine başlıklı denemesinde dediği gibi “her gün gittiğiniz yere hiçbir gün varamayacağımızı mı sanıyorsunuz?”
Evet yukarıda da ifade ettiğimiz gibi doğum yolculuğunun yolcularının son durağı ölümdür. Her an ölüme doğru gidiyoruz, elbette ki varacağız.
Doğum ve ölüm arasında geçen maksimum süre dikkate alındığında bile evren için neredeyse hiç yaşamamış olacağız. Evrenin yaşı ile mukayese edilemeyecek derecede az yaşayacak insanoğlunun bu evrende iyi anılmak adına çok çabalaması gerekiyor; çünkü kötülük organize ve sıradan.
Hannah Arendt tarafından tarihi gerçeklere dayandırılmış “Kötülüğün Sıradanlığı: Eichmann Kudüs’te” adlı eser sıradan insanların kötülük evreninde nasıl kötüleşebildiklerini anlatır.
Publilius Syrus da, değiştirilemeyen bir düzenin kötü bir düzen olduğuna dair vurgusu, bana totaliter rejimler için söylenmiş bir vurgu gibi geliyor. Muhtemel olan şey totaliter rejimlerin değişime olan kapalılığıdır. Bu değişime kapalılık, yönetenin değişmemesine de bir anlamda çağırışım yapar. Totaliter rejimlerde özgürlükler kısıtlıdır ve bir lider neredeyse her şeye hakimdir. Dolayısıyla modern ve hatta tüm zamanlarda totaliter rejimler kötü olarak işaretlenmiştir.
Arendt’in yukarıda bahsi geçen kötülüğü sıradanlaştırması da totaliter bir rejimin yansımasıdır. Hem Arendt hem de Syrus’u aynı zeminde inceleyecek olursam kötü düzenin yarattığı kötülük, kendisini besleyerek kötülüğü sıradanlaştırır ve toplumunda bunu içselleştirmesi sonucunu ortaya çıkarır.
Erich Fromm’un, “İnsanlık Başarabilecek mi?” adlı modern çağdaki insanı incelemiş olduğu eserinde şu tespit gerçekten sarsıcıdır:
Kendimize yabancılaşmış, sahici duygulardan ve düşüncelerden yoksun, yüzü olmayan düzenin insanına dönüşüyoruz.
Erich Fromm da aslında kötü bir düzendeki insanı inceleyerek başarıp başaramayacağını çözümlemeye çalışır.
Evrene nazaran neredeyse yaşamamış olan bizler kötü bir düzene hapsolmuş durumundayız. Her an gitmekte olduğumuz ölüm denilen şeye varmadan önce de kötülüğün sıradanlaştığı bir evrende yüzü olmayan insana dönüşmeden (yüzsüzleşmeden) insanlığa “iyi şekilde” hizmet etmemiz gerekiyor.
Bu iyi olma arayışında bulunanlara sesleniyorum: Birleşin!
Tıpkı, kötülüğe karşı Mustafa Kemal Atatürk ve Arkadaşları gibi.
Takdir Sizin, Atatürk Hepimizin!
Hatib Minber
Sitemde yayınlanan içeriklerden ilk siz haberdar olun. Ücretsiz olarak bildirim almak için e-posta adresinizi girin. Aboneliği tamamlamak için lütfen e-postanıza gönderdiğim, iletiyi onaylayın.

Ismet paşa’ nin ‘Bir ülkede namuslular da namussuzlar kadar cesur olmadıkça o ülkede kurtuluş yoktur’ sözünü çağrıştırdı bu yazı..
Herhangi bi dini referansa baş vurmadan sadece ‘iyi anılmak’ üzerinden bir iyilik zemini oluşturmuş.. öldükten sonra bir manası olmasa da bizi tanıyanlar için önemli bir pozisyon iyi anılmak..