Köşe Yazıları

Güçsüz Olanın Gücü Üzerine: Bugüne Dair Bir Politik Durum Değerlendirmesi

Gözünüzü kapatın ve düşünün; gerçi insan düşündükçe çıldıracak gibi oluyor. Türkiye Cumhuriyetimizin, seçim sistemi o kadar düşündürücü bir haldedir ki, seçimi kaybeden bazı siyasi partiler bazen çok büyük kazanımlar elde edebilirler!.

Örneğin, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) bunlardan biridir. Seçimlerden birinci parti çıkamadan, birinci partiden daha çok konuşulmayı, birinci partiden daha fazla siyasetimize ve ülke gündemine yön vermeyi başarabilmiştir.

Ne yapmıştır?

Her dönem kazanının yanında konumlanabilmiştir mesela. Muhalefetin oy potansiyeli yükselirken muhalefetin yanında yer alıp, ülke tek adam rejimine yalpalandığında tek adamın yanında bitivermiştir.

Öyle ki, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), tek başına hükümet kuramaz pozisyona düştüğünde, muhalefet ile birlikte hükümet kurma görüşmelerine kapıyı kapatıp tekrar seçime gidilmesini sağlamıştır.

Öyle ki, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylık sürecinde başat sesi çıkartmış, Erdoğan’ın kolay bir galibiyet alarak, siyasi ömrünü uzatmıştır.

Öyle ki, Erdoğan’ı ikna ederek, AK Parti’nin hesapta gündeminde olmayan erken seçim sürecini başlatabilmiştir.

Öyle ki, parti ittifaklarında muhalefete ters köşe yapıp AK Parti’nin yanında yer alarak Cumhur İttifakı ile, kazanamayacağı birçok belediyeyi kazanır hale gelebilmiştir ve kazanmıştır da.

Öyle ki, hükümete baskı yaparak bir şahsın cezaevinden çıkabilmesine bile önayak olmuştur.

Öyle kiler bitmez ve bitmeyecektir de.

Aynı şey, Cumhuriyet Halk Partisi için de geçerli değil midir? Kaybederek her zaman için en güçlü muhalefet olmuştur. Bu durum eskinin İşçi Partisi, şimdinin Vatan Partisi için de geçerlidir. Oy oranlarını günden güne azalttıkları halde hep gündemde kalabilmişlerdir. Hatta bugün Cumhur İttifakının yanında bir yerlerde konumlanmış durumdadırlar!.

Dediğim gibi, bu konuya ait “Öyle kiler bitmez ve bitmeyecektir”. Üstüne üstlük bu durum bir iki siyasi parti ile de sınırlı değildir. Politik tarihimiz bunlarla doludur. Sayamadıklarım kendisini bu listenin dışında saymasın!..

Peki nedir bunun nedeni? Açıklayayım:

Türkiyemizin siyasi iklimi, seçim sistemi, politik arenası ve yani siyasi kültürü, halkın bu saydığım iklim, sistem, arena, kültür vs. olan bakış açısıyla birleşince başarısız olan başarısızlığının ardına saklanır ve bu saklanma da, güçsüzlüğünün gücüyle bir öne çıkış yaratır. Bu, cahil cesaretiyle vücut bulmuş bir politik canavarlıktır. Bu canavarlık kendi kendisini bitirdiği gibi ondan etkilenenleri de zamanla bitirir. Bu sebeple ülkemiz bir siyasi parti mezarlığıdır ve gelişmekte olan ülke olarak kalmaya mahkum bir hale bürünmüş vaziyettedir.

Seçim sistemimiz %10 barajı gibi oldukça yüksek bir barajla bazı siyasi partileri devre dışı bırakırken; bu barajın oldukça üstünde oy alanların da bu barajı kıl payı geçen siyasi partilere mahkum olması ve halkın da bilinçsizce oy kullanır olmasından gocunmaması güçsüz olanı güçlü kılar. Bu güçsüz iken güçlü olma hali de şu an ülkemizin politik arenasında bir ileri bir geri giden siyasi figürlere bizi mahkum bırakır.

Özetle; Türk Siyasi Hayatı, oy potansiyeli olarak güçsüz olan siyasi partilerin gücüyle şekillenmektedir.

Bu vasatlığa bir son vermeliyiz!.

Bu böyle gitmez, gidemez!..

Hatib Minber

Sitemde yayınlanan içeriklerden ilk siz haberdar olun. Ücretsiz olarak bildirim almak için e-posta adresinizi girin. Aboneliği tamamlamak için lütfen e-postanıza gönderdiğim, iletiyi onaylayın.

Print Friendly, PDF & Email

2 thoughts on “Güçsüz Olanın Gücü Üzerine: Bugüne Dair Bir Politik Durum Değerlendirmesi

  • Emre

    ŞAHSİ FİKRİM ,CHP konusunda haklı olabilirsiniz ama MHP ve VATAN partisi konusunda katılamayacağım …Görünüşte CHP malesef kendisine ana muhalefet ünvanını yakıştırdı ,bu ünvanı beğendi dolayısı ile dış görünüşte anamuhalefet olmaktan çok memnun olduğu gözüküyor.İktidar iddası taşıdığını dile getiriyor ; ancak pek niyeti olmadığı görüntüsü var sanki? İktidar hırsı olan parti denge unsuru taşıması gerekmez mi! Selçuk’lu ve Karadeniz coğrafyasına yönelik siyasi atılım yapar .Karadeniz ve Selçuk’lu coğrafyasından oy alamadan iktidar olabilirmisiniz ? Örn: Allah rahmet eylesin B.Ecevit bunu başarmıştı …Bu CHP’de bu amaç gözükmüyor…MHP ve VATAN partisi ile düşüncelerim daha ütopik.. Benim ki tez tabii ? bu 2 parti yanaşma parti değil , aksine sanki devlet /sistem partileri?Çimento … Son 10 -15 yıla bakalım , bu 2 partinin yıldızı en çok ne zaman parladı ? 2016 -15 Temmuz darbesi sonrası …TÜRK DEVLET SİSTEMİNİN VE DEVLET VARLIĞININ dış güçlerce çok büyük badire atlatmasından sonra … Sistem hemen bu 2 siyasi oluşumu ön plana çıkardı, bir nevi koruma duygusu olarak öne çıktı …Herşeyden önemli olan o badirenin atlatılmasaydı …Devlet bazen aksar , ağır davranır ; ancak unutmaz ve hesabını sorar …

    Yanıtla
    • Emre Bey yorumunuz için teşekkür ederim.

      Siyasi partilerin kuruluş amacı, siyaset bilimi literatürüne göre siyasal iktidarı elde etmektir. Sizin de belirttiğiniz üzere CHP bu iddiayı gündeme getirse de yazımda da belirttiğim üzere güçsüzlüğünü muhalefet gücüyle örtmeye çalışıyor. Yakın zamanda elde etmiş olduğu yerel seçim başarısı (!) ve AK Parti politikalarına yöneltilen yoğun eleştiri iktidar söylemleri yükseltmiş durumda!.

      Günümüzü irdelemeyi sürdürelim. HDP’nin amacı zaten iktidar değil.. Kürt sorunu olarak nitelendirdikleri bir olguyla gücünü göstermeye çalışıyor. PKK bağlantıları apaçık ortada..

      Vatan Partisi hiçbir zaman iktidar olamayacağını biliyor. Söylemleri imparatorluktan gelen genç cumhuriyetçileri memnun etmiyor. Genel Başkanlarının siyasi gözlüğü miyop ve hipermetrop. Yerine göre değişken!.

      MHP, iktidara yakın olarak gözükse de siyasi iktidar olan bir partiyi destekleyerek yerini doğrulamaya çalışıyor. Unutmayalım bu partinin tüzüğünde başka bir siyasi partinin adaylarını alenen ve gizliden gizliye desteklemek kesin ihraç sebepleri arasında yer alıyor. Ama önemli olan güçsüzlüğünü gizleyecek argümanları öne sürerek güçlü gözükmek daha işlevsel.

      Yazımda da belirttim, MHP özelinde incelesem de bu sistemin getirdiği bir paradoks ve tüm siyasi partilerin ortak sorunu. Sistemimiz %9.9999 oy alan bir partiyi dışarıda bırakırken, 0.00001 oy alan partileri ön plana çıkartabiliyor.

      Güçlü olan sizin de yorumunuzda belirttiğiniz gibi devlettir, devletin gelenekleridir. Güçsüz olan siyasi partiler, “denge unsuru” maskesiyle, yaşamlarını sürdürebilmek için faaliyette bulunamazlar; hedefleri her siyasi partinin olduğu gibi “iktidarda olmak” olmalıdır.

      Saygı ile.

      Yanıtla

Bu Yazıya Görüşlerinle Katkıda Bulun!..