Köşe Yazıları

Normal Olmayan Bir Normalleşme mi?

Günümüzün “sözde” yaratıcılarının, geçmişimizden beslendiklerini hepimiz biliyoruz. Geçmişimizden beslenen bu günümüz “sözde” yaratıcıları pek tabii ki geleceğimizi şekillendiriyorlar. Hem de istedikleri şekilde!

Bugün elime geçen ve geçer geçmez okumaya başladığım, Heinrich Geiselbelger tarafından hazırlanan “Büyük Gerileme, Zamanımızın Ruh Hali Üstüne Uluslararası Bir Tartışma1 adlı esere katkı sunan çok çok önemli düşünürler var. Tabii eserin tamamını okumadan yorum yapmak çok doğru değil; ancak Arjun Appadurai tarafından kaleme alınmış “Demokrasi Yorgunluğu2 adlı makale oldukça sarsıcı tespitler içeriyor. Makalede Recep Tayyip Erdoğan ve “ülkemiz politik ruhu ve bu ruha can verenler -halk-“; Amerika, Rusya, Hindistan gibi ülkelerle başrolü paylaşıyor.

Makale şöyle başlıyor: Günümüzün en önemli sorusu, liberal demokrasinin dünya çapında reddedilip, yerine bir çeşit popülist otoriter yönetimin konup konmadığı. Bu trende işaret eden güçlü göstergeleri, Trump ABD’sinde, Putin Rusya’sında, Mondi Hindistan’ında ve Erdoğan Türkiye’sinde bulmak mümkün. 3

Şu paragraf da oldukça önemli: Modern devletlerin koruyup geliştirme iddiasında olacağı bir ulusal ekonominin yokluğunda, devletler ve yönetime talip popülist hareketlerin, ulusal egemenliği icra etmek için kültürel çoğunlukçuluk, etnik milliyetçilik ve içerideki entelektüel ve kültürel muhalefeti bastırma yoluna gitmesi şaşırtıcı değil. Başka bir deyişle, ekonomik egemenliğin her yerde çöküşü, kültürel egemenliğin vurgulanmasına neden oluyor. Ulusal egemenlik sahası olarak kültüre bu dönüş, kendini birçok farklı noktada gösteriyor.

(…)

Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türkiye de kültürü bir egemenlik tiyatrosuna çevirdi. Erdoğan’ın stratejisinin ana aracı, Osmanlı gelenekleri, dil yapısı ve emperyal ihtişamına geri dönüşü savunmak (muhalifler bunu “Yeni Osmanlıcılık” olarak adlandırıyor). Bu Türkiye vizyonu, aynı zamanda küresel hırsları, Ortadoğu’ya yapılan Rus müdahalelerine karşı direnişi ve ülkenin Avrupa Birliği’ne katılma isteğine karşı duran bir gücü de açıklıyor. Bu Yeni Osmanlıcı duruş, aynı zamanda Erdoğan’ın, modern Türkiye’nin ikonu olan Kemal Atatük‘ün laik milliyetçiliğini güçsüzleştirip daha dindar ve emperyal bir yönetim biçimiyle değiştirme çabasının önemli bir parçası. Ülke aynı zamanda sanat ve kültür kurumlarının ciddi biçimde sansüre uğramasına ve 2013’teki Gezi Direnişi gibi siyasi halk ayaklanmalarının doğrudan bastırılmasına da şahit oldu. 4

Makale, Erdoğan’ı ve benzerlerini destekleyenlerin sadece onun gibi düşünenler olmadığını da irdeleyerek demokrasi yorgunluğu, terk etme gibi kavramlarla oldukça başka ve doğru tespitlere doğru yol alırken, ben burada makaleye es vererek anlatmak istediklerimi anlatmalıyım; ancak siz makale konusunda meraklandıysanız, öncelikle bahsi geçen eseri okumanızı öneririm. Video olarak da güzel bir analizi youtube üzerindeki bu bağlantıdan5 izleyebilirsiniz.

Özetle ve bağlantılarsam; Mustafa Kemal Atatürk ve kadrosunun kurmuş olduğu Genç Türkiyemizin, kuruluşundan bugüne sürdürdüğü demokrasi mücadelesi, günümüzde ulusal egemenliği “sözde” sağlama iddiasıyla otoriter bir anlayışın kurbanı oluyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muasır (çağdaş) medeniyetler seviyesine ulaşma ideali, daha doğrusu kültürü, günümüzün otoriterlerince farklı kültürel kodlarla (Yeni Osmanlıcılık) ile içimize işleniyor. Bu işleyiş noktasında da yukarıda okuduğumuz üzere etnik milliyetçi, muhalefeti susturmayı amaçlayan, entelektüel ve kültürel yapıyı baskılayan; dindar ve emperyal Yeni Osmanlıcılık bakış açısına sahip otoriter bir rejim normalleşiyor!..

Atatürkümüz Türkiyesi’nde normal olmayan bu başka otoriter tavrın hâkimleşmesi, yani yeni normal olarak karşımızda durması, Atatürkçü olarak gruplaşmış büyük bir kitlenin davayı “terk etme” ve “demokrasi yorgunluğundan” kaynaklanıyor.

Silkelenmek şart, benden demesi.

Hatib Minber

Sitemde yayınlanan içeriklerden ilk siz haberdar olun. Ücretsiz olarak bildirim almak için e-posta adresinizi girin. Aboneliği tamamlamak için lütfen e-postanıza gönderdiğim, iletiyi onaylayın.

Print Friendly, PDF & Email

Kaynakça / Dipnotlar

  1. Heinrich Geiselbelger (Hazırlayan), “Büyük Gerileme, Zamanımızın Ruh Hali Üstüne Uluslararası Bir Tartışma“, Metis Yayınları, 3. Baskı
  2. Heinrich Geiselbelger (Hazırlayan), a.g.e (adı geçen eser) s. 17-29
  3. Arjun Appadurai, a.g.e., s. 17
  4. Appadurai, a.g.e., s. 19-20
  5. https://www.youtube.com/watch?v=je329hTj2pQ&feature=youtu.be

2 thoughts on “Normal Olmayan Bir Normalleşme mi?

  • Ayşe Gültekin

    Ülkemizin içinde bulunduğu vahim tabloyu net şekilde özetlemişsiniz. Tebrikler .

    Yanıtla
    • Ayşe Hanım merhaba,

      Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bu vahim tabloyu düzeltmek elimizde.

      Saygı ile.

      Yanıtla

Bu Yazıya Görüşlerinle Katkıda Bulun!..